Bitkilerle Tedavi

 

Bitkilerle tedavi olur mu?

Her iki taraftan biri olarak yaklaşık 30 yıldır hekimlik yapan ve bitkilerle uğraşan biri olarak ; en son söyleyeceğimiz lafı ilk başta söyleyerek başlıyalım. Bitkilerle tedavi olmaz. Yani aktardan bitkiyi alıp kaynatma yada o şekilde kullanma ile tıbbi hastalıkların tedavisi yapılamaz , bu her şeyden önce tehlikeli ve zaman kaybettiricidir. Evet bitkilerde biyolojik aktif maddeler vardır ve bunlar tedavide ve korunmada kullanılır ancak bunların standardize edilmesi gerekir. Bir bitki özünde yada ekstresinde ortalama 200 civarında kimyasal madde bulunur. Faydalı maddelerle birlikte bunların yanında zararlı yada vücudumuzdaki maddelerle etkileşen kimyasallar da vardır. Ayrıcı bitkiler tek tür ve her türünde aynı miktarda aktif madde içeren kaynaklar da değildir. Kolay anlaşılması için domates i örnek verelim. Domates çok kullanılan , çok faydalı ve çok çeşidi olan bir bitkidir. Likopen denen faydalı bir antioksidan içerir ancak her domates türünde ve her mevsimde yetişen domateslerde aynı miktarda likopen maddesi yoktur. Yetiştiği toprağa, mevsime , güneş miktarına göre ve domates cinsine göre madde miktarı değişir. Likopen den faydalanmak için yaz sıcağı ve güneşinde yetişen domatesleri tercih etmelidir. Ayrıca domates in pişirilmesi ve kaynatılması (salça) da bioyararlılığını (vücuda etkisi) arttırır. Bu tüm bitkiler için geçerlidir. Tedavide yada  korunmada kullanılan bitkiler ve bitki ekstreleri standardize edilmelidir. Bitki nin alt türü, yetiştiği iklim ve toplanma zamanı aktif madde miktarını etkiler, hatta aynı kökten yetişen bitkide bile güneş gören yerleri ile güneş görmeyen kısmı  arasında fark vardır. Bu sebeple Tanınmış MARKA lar ve marka olmaya çalışan firmalar , kullandıkları bitki ve ekstreleri için titiz davranırlar ve her seferinde aynı etkiyi elde etmeye gayret gösterirler. İnternetten kaynağı belli olmayan ve geçici olarak üretilmiş bitkisel müstahzarları olmak boşunadır ve bazen tehlikeli de olur. Ülkemizde her yıl bir bitki zayıflama amacı ile tanıtılmakta, aslında kendi kullanıldığında hiç etkisi olmayan  bir bitki özü zayıflama hapı olarak sunulmakta içine tıbben kullanımı yasaklanmış sibutramin maddesi ilaç olarak kullanıldığı miktardan çok daha fazla oranda katılmakta , ölümlere bile sebep olabilmektedir. Bu sahtekarlık saç çıkarma ürünlerinde de mevcuttur. Minoxidil yıllardır saç köklerini güçlendirici olarak kullanılan, başlangıçta tansiyon ilacı olarak denenmiş, saç köklerindeki kan akımını arttırarak kılın büyümesini uyaran bir ilaçtır. Kozmetiklerin içinde kullanımı yasaktır. Bu madde her hangi bir bitkisel karışım içine tıbbı izin verilen miktar olan % 5 den de daha fazla katılarak , internet aracılığı ile pazarlanmaktadır. Bitkisel ilaç ve kozmetik kullanacak kişilerin çok uyanık olması kaynağı belirsiz ve karışık yerlerden alışveriş yapmaması lazımdır.

Bitkilerin kozmetik kullanımı:

Bitki özlerinde bunulan Polifenoller ve tanenlerin cildimiz üzerinde yatıştırıcı ve tedavi edici etkileri vardır. Polifenoller bitkilerin bağışıklık sistemidir, bitkileri hastalıklara ve kansere karşı korur. Anti viral, anti fungal, anti bakteriyel , anti oksidan ve anti septik özellikleri mevcuttur. Gıdalarda prezervativ ( koruyucu) olarak kullanılırlar. Ultraviole ışınlarının yaptığı hasarı ve oluşturduğu serbest radikalleri etkisiz hale getirirler. Yara iyileşmesini uyarıcı ve iz kalmasını azaltıcı etkileri vardır. İçlerinde Fitoöstrogen moleküller mevcuttur. Fito östrogenler de bazı kanserlerden koruyucu ve menopoz etkilerini azaltıcı olarak etki ederler. Tanenler de ucucu yağlardır. Sinir sistemine ve deride ki sinir uçlarına; yatıştırıcı, ağrı azaltıcı bazen de uyarıcı etki yaparlar. Kozmetiklere koku, anti septik ve yatıştırıcı olarak katılır. Aromaterapinin temelini bunlar oluşturur.

Dermatolog Dr Metin Oğuz un üç yıllık çalışması sonucunda ; deriyi yağlandırmadan nemlendiren, cildi Ultraviole ve hava kirliliğinin etkilerinden koruyan, yavaş yavaş cilt altı dokunun tamiri , genç hücrelerin ve kollajen liflerin artmasını sağlayan , ciltteki kızarıklık yanma ve tahrişi yatıştıran yaşlılık karşıtı bir krem gelişti. Süpriz olarak bu kremin beş dakika içinde ciltteki kırışıklıkları açması, göz altını germesi ve yanağı toparlaması idi. Planlanmayan kendiliğinden ortaya çıkan botox etkisi denen ciltte gerilme etkisi özgün formülün ve karışımdaki özel oranın sonucu ; aktif maddelerin sinerjistik etkisinden , birbirini güçlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Aktif maddeler tek tek kullanıldığın da bu ciltte akut gerilme etkisi olmamakta, uygun konsantrasyonda karıştırıldığında sinerjistik etki ortaya çıkmaktadır. Ani kasılma etkisi ile göz altı  kırışıklık azalmakta. Yanak gerilerek ; burun yanak kıvrımı azalmakta, alın gerilerek kaşlar 0.5- 1 cm yukarı kalkabilmektedir. Akut gerilme etkisi diğer botok kremlerinin aksine birkaç dakika değil neredeyse bir gün sürmektedir. Bu etkiyi hemen görmek ve kıyaslama yapmak isteyenlerin başlangıçta yüzün bir yarımına sürerek, beş dakika sonra kıyaslama yapması yeterli olur. Kremin kullanılmaya devam edilmesi ile gözle görülmeyen peeling etkisi ile cilt tonu açılmakta ve kısa sürede gözeneklerin kapandığı gözlenmektedir. Antiaging face cream sabah dışarı çıkmadan kullanıma uygun, zamanla makyaj ihtiyacını azaltan özelliklere sahiptir. Üstüne makyaj yapılabilir ve gerektiğinde günde 1-2 kez uygulanabilir. Nohut büyüklüğünde  bir krem tüm yüze yeterlidir , buda bir şişe ( 50 ml) krem birkaç ay kullanım için yeterlidir. Fazla kullanıldığında yüzde geçici yanmalar yapabilir. Gövde, karın, bacak sarkmalarında da etkilidir ancak bu bölgeler için daha ucuza gelecek vücut kremi üretilecektir.

İçindeki aktif maddeler;

HYALURONİK ASİT:
Normal bağ dokusu yapısında bulunan ve esneklik ve dolgunluğu sağlayan maddedir. Kendi ağırlığının 100 katı kadar su çekerek dolgunluk ve nemlilik sağlar. Yağlanma yapmayan çok güçlü bir nemlendiricidir.

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ ESKTRESİ:
Muhtevasında çeşitli polifenoller  içerir. (Gallic asit.,catechin, epicatechin, gallocatechin. epigallocatechin, proanthocyanidin …) Ayrıca çok fazla sayıda antioksidan içerir. Proanthocyanidin ; damar cidarı koruyucu ve antienflamatuardır, varis hemoroid cuprose denen yüz kırmızılığı, bacak ödemi, ağırlık , kramp ve kaşıntıda etkilidir. Damar cidarının bozulmasını önler , kollajen sentezini arttırır. Elastazı inhibe ederek hiyaluronidaz ı baskılar ve bağ dokusundaki hyaluronik asit in parçalanmasını azaltır. Polifenol ve flavonoidlerin antioksidan gücü Ultraviole ışınları ve serbest radikallerin yaptığı hasarı azaltır.

Üzüm polifenolleri deriye uygulandığında yağla stabilize olarak tüm antioksidan güçlerini gösterirler. Fare deneylerinde deriye proanthocyanidin uygulanması; kollajen sentezini ve depolanmasını arttırdığı görülmüştür. Proanthocynadin fibroblast hücre kültürlerinde kollajen sentezini arttırmıştır.

Resveratrol deride sıkışma ve toparlanma yapar. Keratinositler de vasküler endotelial growt faktör salınmasını uyarır (VEGF) Buda damar gelişmesi (angiogenesis) ve yara iyileşmesi uyarır.

Üzüm çekirdeği yağı deriden hızla emilir ve nemlendirici ve yatıştırıcı etki gösterir. Özellikle göz etrafında strese bağlı deri hasarında iyileştirici etki eder. Aknede de azaltıcı etkisi vardır.

ŞERBETÇİ OTU EKSTRESİ:
Antik çağlardan beri  içeceklere katlı olarak katılır. Romalılar döneminde Avrupa ya yayılmıştır. Bira da  koruyucu ve koku için kullanılır.

Humulon (alfa asit) lupulan (beta asit) içerir. Çok güçlü polifenol ve flavonoidler içerir. Beta asit kısmı GABA aracılığı ile iyon akımını baskılar. Mycene (flavonoid) maddesi GABA reseptörlerini uyarır. İçerisinde ki 8 Prenylnaringenin en güçlü fitoöstrogen lerdendir. Xantohumol maddesi antitümör aktiviteye sahiptir. Şerbetçi otu ektratı bağ dokusundaki hücreleri sitimüle eder. Bu şekilde yara iyileşmesini hızlandırır Nemlendirici ve rejeneratif etkisi vardır. Cilt yaşlanmasını önleme, sarkmaları, gevşemeyi ve çatlakları azaltma etkisi vardır. Göğüs sıkılaştırıcı olarak etki eder. UV ışınlarını bağlı  kızarıklıkları ve güneş yanığını azaltır.

YEŞİL ÇAY YAĞI:
En önemli bileşenlerinden biri Epigallacathecin gallate (EGCG) tümör gelişimini baskılar TNF alfa salınmasını baskılar (enflamasyon ve tümör gelişimi) östregen ve progesteron oluşumunu arttırır.  EGCG kollajen yıkımını azaltır. Yeşil çay ekstratı yağ asidi sentezini inhibe ederek yağlanmayı önler. Gallacocathecinler  Ultraviole (UV) hasarını önleyerek cilt tümörü oluşumunu engeller. Catechinler UV nin oluşturduğu serbest radikalleri tutarlar. EGG keratinositleri (üst deri hücreleri) UV B ışınlarından korur. UV A ışınlarının cylooxygenas ı aktive etmesini önler. EGCG ayrıca keratinosit proliferasyonunu (gelişme) aktive eder. Gallocatechin ler strese bağlı apoptosis i (hücre parçalanması) önler. Bu mekanizma keratin li deri bariyerinin oluşmasına yardımcı olur. Keratinosit diferansiyasyonu (değişimi) bozukluğuna bağlı gelişen psoriasis gibi durumları baskılar.  EGCG yağ bezlerindeki 5 alfa reduktaz enzimini inhibe ederek yağlanmayı azaltır. Böylece seboreik dermatid ve erkek tipi saç dökülmesinde yaralı olur. Bu özelikleri ile yeşil çay ektresinin antisellülit, antiaging ve güneş koruyucu etkileri vardır.

ARGİNİNE:
Sinir uçlarında GABA oluşumunu arttıran bir amino asittir. Derinin hassasiyetini ve kanlanmasını arttırır. Gerilme ve sıkışma yapar. Yara iyileşmesini hızlandırır. Cinsel soğuklukta ta lokal olarak kullanılmaktadır.

 

Oğuz Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. © 2017
Geliştiren Expert Bilişim. Tasarım tufan